İlber Ortaylı’dan Bir Kitabın İncelemesi :Türklerin Tarihi – 2

Merhaba okurlarım. Uzun süredir kitap incelemesi paylaşmadığımı farkettim. Son zamanlarda okuduğum ve bana çok şey katan İlber Ortaylı’ nın Türklerin Tarihi 2 kitabından sizlere bahsetmek istiyorum.

Yazıma başlarken ilk olarak kitabın anlatım tekniği ve üslubu üzerine dikkat çekmek istiyorum. Kitapta maalesef bir olay örgüsü yok. Bence bir tarih kitabında bu, ilk sırada bahsedilmesi gereken parametrelerden biridir. Zira popüler tarih okuyucuları olarak biz, hikayeleştirilmiş anlatımı daha çekici buluyoruz. Sanki aynı anda hem sonunu bildiğimiz ama detaylarından noksan olduğumuz bir romanı tekrar okuyor hem de tarih üzerine keşife çıkıyoruz.

Kitap Hakkında Görüşlerim

Bildiğiniz üzere Bu, İlber Ortaylı’nın kaleme aldığı Türklerin Tarihi popüler tarih serisinin 2. kitabı. İlk eserde “Orta Asya’nın bozkırlarından Avrupa’nın kapılarına” ölçeğiyle Türk tarihini mercek altına alan kitap, bu serisiyle de “Anadolu’nun bozkırlarından Avrupa’nın içlerine” serüvenini detaylıca inceliyor.

Yazıma başlamadan önce de bahsettiğim üzere kitabı incelemeye başladıktan hemen sonrada anlıyoruz ki Türklerin anadoludaki tüm hikayesini de 280 küsür sayfaya sığdırmak pek mümkün değil. Çok derin meselelerin dahi çok yalın ve üstü kapalı basit cevaplarla geçiştirildiğini söylersem sanırım yanlış olmaz. Fakat bu bir hata değil. Bir popüler kültür eseri öyle bir formatta olmalı ki hem her yaştan & zümreden okuyucunun ilgisini çekmeli hem de okuyucuya yer yer doyurucu bilgiler vermeli. Bilgi birikimi kazanmanın tatmini okuruna yaşatmalı.

Bunu söylüyorum çünkü halk arasında İlber Ortaylı’ya tahayyül edilen engin bilgi birikimi kitaba derinlemesine yansıtmıyor. Soru-cevap üzerinden yüzeysel işliyor.İşte bu nedenle ben de bu yazımda maalesef diğer kitap incelemelerimde yaptığım gibi hikayeleştirilmiş bir özet hazırlayamayacağım.

Kitapta bir soru cevaplanırken günümüz Türkiye’sinin siyasetine bir gönderme yapılabiliyor ve oradan başka bir soruyu cevaplamak adına M.Ö Mısır tarihine gidilip oradan da Napoleon’a atıfta bulunulabiliyor. Bu esnada kendinizi mısır tarihi hakkında bilgi edinirken bir anda Napoleon’un çocukluğuna ordan da 2.Abdülhamit’in fotoğrafının hikayesine ışınlanmış hissedebiliyorsunuz.

Ben de bu nedenle böyle bir kitabın özetini yapmak ancak ayrıştırarak mümkün olabilir diyerek en ilgi çekici başlıkları ve olayları derleyerek sizlere sunmak istedim.

Ve gelelim kitabın içeriğine …

Kitabın bahsettiği önemli sosyal konular

Tarihi anlamak için gezip görmek gerekir…

İnsanlar gezip görmeli, bu sadece paralı sınıflara yönelik bir ayrıcalık olmaktan çıkmalı. eğitimin bir parçası olmalı. İnsan geçmişi merak eder. bu nedenle yanlı tarih öğrenir. bu iş çocuğun sevdiği filmi seyretmesi gibi olgunlaşmama halidir. Ve eğer bu ihtiyaç kitap, okullardaki eğitim karşılamazsa malesef iş dizilere kalır ki durum böyledir

(Toplumun tarih konusunda sahih olmayan kaynaklara eğilimi konusu üzerine)

Bizans ve yunan tarihi açısından hiç araştırma yapılmaması

(Bizans İmparatorunun Tahta Çıkışını Sembolize Eden Bir Mozaik)

Kesinlikle. Bu konuda kitapta doğrudan yapabileceğim bir alıntıyı gözüme kestiremedim ancak Bizans hakkında elimizde hiçbir kaynak yok. Kitapta ara ara bu durumdan yakınılmış.

Bu gün “Bizans tarihi araştırılacak” diye bir haber çıksa toplumun büyük bir bölümü homurdanmaya başlar. “O gavurları ne araştırırız biz” şeklindeki cahil düşünce malesef coğrafya insanına hakim durumda. Burada yetkililer kadar halk da suçlu. Keşke Osmanlı’nın Bizans mirasının devamı olduğunu bilselerdi.

Timur Meselesi (?)

Emir Timur, Türk tarihinin en tartışmalı isimlerinden birisidir. Milli görüşü ağır basan tarihçiler Emir Timur’ dan övgü ile bahsederken Dini görüşü ağır basan tarihçiler ise onu zalim olarak nitelemektedir.

İlber Ortaylı’da Timur’a övgü ile bahsetmekdedir. Gerçekten de döneme göre Osmanlı Sırplar ittifak olup savaşa beraber girerken Timur’un ordusu tamamen Türklerden oluşmaktadır.

Bunu gören Türkmenler ise savaşta saf değiştirerek Timur’a geçmiştir. Osmanlı savaşı böylece kaybetmiştir.

Türk tarih yazıcılığının kötü olması

Kitapta sık sık yakınılan bir diğer konu da bu. İlber Ortaylı arşivleri karış karış etse bile bir İtalyan Kütüphanesi kadar kendi devletimiz hakkında bilgi tutmadığımız ve vakaünistlik başlayana kadar tarihi sağdan soldan duyarak veya şans eseri edilen kayıtları inceleyerek öğrendiğimizden bahsediyor.

Türklerin dini inanç olarak ayrıştırılması ve ümmetçilik

Şimdi şöyle garip bir eğilim başladı. biri çıkıp hepimiz müslümanız , biriz diyor. elhamdülillah müslümanız ama bu durum etnik farklılık ve renkleri ortadan kaldırmıyor.

Farklı dinleri benimseyen yahudi veya hristiyan türkler mevcuttur fakat bunlar için Türklük ön plandadır.

Kitabın bahsettiği temel görüşler & olgular

İlber Ortaylı kitapta diyor ki;

Türkler, ev sahibi olduğundan ve herkesin rahat etmesini, devleti bir arada tutmak istediğinden milliyetçilik akımına en geç kapılan halk olmuşlar osmanlı içerisinde

(Osmanlı içerisindeki bir çok etnik unsur iç karışıklık çıkartırken Türklerin kayıtsız kalması üzerine)

Amerikalılar dini ne sorar ne de sordurur. Hatta konusu geçince şöyle cevap vermişlerdir : Dini iki yerde sorarız. Hastane veya orduda. Yani cenaze durumunda dua için kimin çağırılacağını bilelim diye

(Çok mezhepli olan toplumların dini görüş üzerine gizli oynaması üzerine)

İslam egzotik bir güney akdeniz dini olmak üzere iken 11.asırda ortaya çıkan türkler her şeyi değiştirmiştir

(İslamiyetin kaderinin Türkler tarafından değiştirilmesi üzerine)

Enderunlular ve yeniçeriler birbirinden pek hazzetmezdi. Enderunlular devşirilenlerden en ayrıcalıklılar olduğundan yeni çeriler onları kıskanırdı

(İkisi de devşirme olan ve devşirme ocağından geçen enderunlar, en zeki devşirmelerden seçilirdi. Kalanlar içinden fiziksel olarak iyi olanlar ise yeniçeri ocağına alınırdı. )

Balkan adı dahi Türkçedir. geçit vermeyen yalçın dağlık anlamına gelir.

(Selçuklu ele geçirdiği anadoluyu Türkleştirirken Osmanlı neden 600 yılda Balkanları Türkleştiremedi sorusu üzerine)

Bosna, mimari ve şehir yapısıyla bursanın avrupadaki ikiz kardeşine benzer

(Türk imarı ve mimarisinin Avrupa’daki nüfuzu hakkında)

Kitabın bahsettiği nadiren bilinen tarihi detaylar

Bu başlık altında kitap içerisinden seçmece olarak en ilgi çekici bilgileri sıraladım. Kırmızı renkte yazılanlar İlber Ortaylı’nın birebir ifadesidir. Bunu da ihtiyaca göre açıkladım.

Avrupalılar ve normanlar müslüman endülüs kalıntısına hürmet etmiştir.

Müslüman ama bir o kadar da müslüman olmayan Emevilerin ispanya fethi ardından İspanya’ da yaptığı imar çalışmaları, Endülüs’lerin İspanya’dan atılmasının ardından zarara uğramamış ve halk tarafından hürmet edilmiştir. Aynı zamanda, Fransız-Viking kökenli olan normanlar da buraları yağmalamamıştır.

İskenderiye, roma hükümdarı Büyük İskender tarafından kuruldu.

Bu bilgiyi belki bazılarınız biliyordur. Ama “Alexander” isminin dilimize “İskender” olarak geçmesi bana hep ilginç gelmiştir. Şu anda Mısır topraklarında bulunan ve Akdeniz’ deki en büyük insan yerleşimi olan İskenderiye, anlayabileceğiniz üzere ismini kurucusundan “Alexandria” yani Büyük İskender’den almıştır.

Arnavutlar Osmanlıya ihanet etmemiştir

Arnavutluk balkan savaşları esnasında bağımsızlığını ilan eden ülkelerden biridir. Aynı zamanda da bağımsızlığını en son ilan eden balkan ülkesidir. İlber Ortalı’ya göre etrafındaki diğer ülkeler bağımsız olup kendi ordularını kurunca, Osmanlı’nın yardım edemeyeceğini anlayarak kendi bağımsızlıklarını kaybetmemek için bağımsızlıklarını mecburen ilan etmişlerdir.

Kıbrıs, anadoludaki sorun çıkaran aşiretlerin zorla gönderildiği bir yerdir.

Karamanlıların kökeni ise şamanist ve heterodoks tarikata giren Türklerdir. Kıbrısta şuan bulunan Türk popülasyonu da zaman içinde karamanlıların Kıbrıs adasına sürgünü ile oluşmuştur.

Nüfus mübadelesinde önemli sayıda Türk sürgün edilmiştir.

Hristiyan karamanlı Türkler dil ve yol bilmedikleri halde sırf müslüman olmadıkları için mübadelede esnasında yunanistana yolladılar. 200 bin adetlerdir.bu cumhuriyet rejiminin kasıtlı veya kasıtsız bir yanlışıdır.Bu mübadele avrupanın baskısıydı Biz onları atmadık. yunan bunları bize verin dedi. atmış gibi yazanlar yanlı tarih megali ideadyı alamayınca bari nüfusumuzu verin dediler . 1,5 milyon insan mübadeleye tutuldu.

Açıklaması ile durumu izah ediyor ve Cumhuriyet rejiminin en önemli hatalarından biri olduğunu belirtiyor.

Ertuğrul bey, gündüz alp ile aynı kişi mi hala belirsizdir.

Yıldırım beyazıdın padişah olur olmaz kosovada birlikte savaştığı kardeşi yakubu öldürtmüştür.

Yıldırım Beyazıt, babasının bir sırp tarafından savaş meydanında aniden şehit edilmesi ile ansızın devletin başına geçmiştir. İlk olarak kardeşi yakubu ordugah’ta boğdurtmuştur.

Yıldırım Beyazıt’ın lakabı, savaş ardından isyanlar için derhal anadoluya dönmesinden gelir.

1.Muradın iç organları kosovaya gömülüyor. Mumyalanan naaş ise bursaya gömülüyor.

Türkler, döneminde tıpta iyiydi ve mumyalama vb. olaylar fetvaya bile gerek duyulmadan yapılmaktaydı. Arapların aksine bu kafirlik olarak düşünülmüyordu.

Osmanlı halkına dair: harbe giden oğullarını ne olursa olsun affederler.

Osmanlı Türklerinde askerlik yüz aklayıcı olarak kabul edilmiştir. Birinin suçu ne olursa olsun asker olup harp’e gittiği anda suçlarından arındırılır.

Sultan lakabını kullanan ilk osmanlı hükümdarı Orhan’dır

(Orhan Gazi’nin Çizimi)

Balkanlar, selçuklunun anadoluyu türkleştirdiği gibi türkleştirilmedi. bu gerekli görülmedi

Balkan nüfusu zaten tımar ve devşirme sistemi ile koyun gibi ıslah altındaydı. Bu nedenle osmanlı son zamanlarına kadar oraları türkleştirmeye hiç gerek duymamıştır

Osman gaziye türbe inşa ettiren 2. Abdulhamidtir.

Tarihte hala tartışmalarla anılan 2.Abdühamit, tarihe değer veren bir padişahtı. Koskoca Osmanlının kurucusu Osman Gazi’nin 2.Abdülhamit’e kadar bir türbesi dahi yoktu. 2.Abdülhamit, tarihi mirasa sahip çıkmıştır.

Osmanlıda Türkler İkiye Ayrılır : yerleşik olan Türkmen göçebe olan Yörük

Macarlar bir isyancıyı kızgın demir tahta oturtup başına kızgın taç geçirerek idam etmiştir

1.murat, oğlu şehzade savcı beyi isyan sebebiyle gözüne mil çekerek kör etmiştir. Sonra da idam ettirmiştir.

Padişahlar ile ilgili isimlendirme ve modern tarih yazılırken fetret dönemi sayılmaz

Resmi osmanlı görüşüne göre zındık (Dinden sapmış) olan şeyh Bedrettin’ in görüşü tüm Rumeli ve Balkan Türklüğünün temelini oluşturmaktadır

Osmanlı’da Tarih, 2. murad döneminden itibaren doğru düzgün yazılmaya başlanmıştır.

Kırım hanedanı, Sırp prensliği, Eflak vb. vassal ülkelerin bir prensi bizde esir tutulurdu (Misafir edilirdi) ve Osmanlı hanedanı ile iç içe yaşardı. Bunlardan en bilindik hikaye ise iki kardeş gibi büyüyen Fatih Sultan Mehmet ve Eflak Voyvodası 3.Vlad (Kazıklı Voyvoda)’dır.

Taht kavgasının tek ilacı kardeş katlidir. Taht kavgasını yapanların derdi ise ya mevki ya da kaos ve yağmadır

Yunanlıların, Selanik’i aldıkları gibi yahudilere soykırım yapmıştır.

Selanik Osmanlı’da bir yahudi şehiri olarak bilinmekteydi. İspanya’dan kaçan ve soykırımdan kurtulmak için Osmanlı’dan yardım isteyen yahudiler (sefarad musevileri), Fatih Sultan Mehmet tarafından gemilerle Selanik’e yerleştirilmiştir.

Fatih zamanında ortadan kaldırılan Çandarlı vezir hanedanı meselesi vardır.

Çandarlılar bir vezir hanedanı oluşturmayı başarmıştır. Yani devletteki nüfuslarını kullanarak bir kaç nesil babadan oğula geçen mevki devrini sağlamışlardır. Yıllar sonra Sokullu Mehmet Paşa da bu girişimi sebebiyle öldürüldü.

Tarihsel bir tuhaflık olarak haçlıların arasında Savefiler (İran) da vardır fakat İsveç de osmanlı tarafındadır

Fatih Sultan Mehmet, doğu ve batı hristiyanlığını patrik ataması ile kalıcı olarak bölmüştür ki bu hala devam etmektedir. Papa 2. Pıus Fatih’e hristiyanlık teklif etmiştir. Yunan halkı da Fatih’e romalıların imparatoru lakabı takmıştır.

İstanbulu alması ile, faklı din ve ırklara ev sahipliği Osmanlı devletinin 3. ve son roma imparatorluğu ünvanına sahip olmuştur. Fakat batılılar roma yıkıldı dememek ve aynı zamanda bu ünvanı Osmanlı’ya vermemek için gerçek 2. roma olan Doğu Roma’ya Bizans adını takmıştır. Hiç hakkı olmamasına rağmen Alman Roma adını üstlerine almaya çalışmıştır.

(Fatih ve Papa’nın Görüşmesi)

Bu olay üzerine Voltaire bile roma olarak doğu romayı tanımış ve batı romaya; “ne mukaddes ne roması, bir alay germen” demiştir

Osmanlının çöküş döneminde, Roma adına en son (ve son derece alakasızca) Müthiş Ivan, Ruslara Moskova üzerinden bu isime hak iddiasında bulunmuştur.

Osmanlı padişahlarının Fatih’ten 1.selime kadar kayzer-i rum yani “Roma İmparatoru” ünvanı vardı. 1.Selim (Yavuz Sultan Selim) , bunu kafirlik alameti sayarak “mekkenin hizmetkarı” ünvanını almıştır.

Fatih Mahmud Paşayı şehzade ölümün üzerine verdiği ferman hakkındaki tarafsızlığı sebebiyle zinada attırdı ve idam ettirdi.

Mahmut Paşa’yı çok seven halk, Fatih Sultan Mehmet’e ciddi bir isyan başlatmıştı.

Fatih Sultan Mehmet romayı almak üzereyken vefat etmiştir.

Aşağıdaki alıntılar ise bizzat kitaptan alınmıştır

Fatih Sultan Mehmet’in batıni bir mezheb olan hurufiliğe meyli vardı.

Diğer Türk devletleri kıskançlık sebebiyle istanbulun fethinden bahsetmediler

İstanbulun fethi ile rönesansı başlatacak bilim adamlarının italyaya kaçması doğrudur. yeni çağı başlatan asıl olay budur.

Helen halkına avrupalılar Grek der, hepsi helence konuşur fakat şuan yunan halkı kendini romalı sanmaktadır…Onlara bu ismi layık görenler Türklerdir ki bu isme yaraşır anlamda onlara rum demiştir. Voltaire bile roma olarak doğu romayı tanımış ve batı romaya; “ne mukaddes ne roması, bir alay germen” demiştir

Kitabın Pozitif Yanları

  • Eser en azından günümüz siyasetiyle apolitik taraf anlayışıyla hazırlanmış diyebiliriz.
  • Soru-Cevap formatı sayesinde normalde bir çok noktada kafanızda soru işareti oluşabilecekken, İlber Ortaylı çoğunlukla merak ettiğiniz sorunun cevabına anlattığı olayın hemen altında yer veriyor. Böylece sizde kitapta altını çizecek bol bol satır bulabiliyorsunuz. Bu açıdan aynı zamanda bir ders kitabı niteliği taşıdığını da düşünebiliriz. Zira size hikayeleştirerek anlatmak yerine sebep-sonuç ilişkisi ile kavratmak amaçlanmış
  • Eser, Türkiye’de olay örgüsüne bağlı kalmadan yani romanlaştırmadan da popüler tarih eserlerinin ortaya konulabileceğini ve halkın da ilgisini çekebileceğini ispatlar nitelikte. Bu eserden önce halkın en çok ilgi gösterdiği popüler tarih ürünü Turgut Özakman’ın kaleminden “Şu Çılgın Türkler” olmuştu ve bildiğiniz üzere 1 milyon adet satmıştı.
  • Bu kitabın çok ciddi “fazla bilinmeyen tarih kataloğu” olma özelliği var. Bir noktaya parmak bastığında çok detaylı işlemese de ufkunuzu açıyor. Bu kitap resmen “Sahi ya, böyle bir olay mı yaşanmıştı ?” demenizi sağlıyor. Böylece yazar güvendiğiniz kaynaklardan olayın aslını astarını detaylıca araştırıp öğrenmeniz için size fırsat sağlamış oluyor.
  • Kitabın okuruna kattığı genel kültüre de söylenecek bir şey yok sanırım. Sadece aklınızda kalan bazı marjinal bilgiler bile okuyucusuna ayrıcalık katacaktır. Örneğin Turkuie ismini İtalyanların bulması, Fransızlar bu ismi benimsediği için ve bizim de isim konusunda Fransızları örnek aldığımız için vatanımızı Türkiye olarak adlandırmamız. Aynı şekilde Angle (İngilizlerin kökenini oluşturan cermen boyu) ve Terria (Fransızca : Bölge, Toprak) kelimelerinin birleşiminden oluşan AngleTerra adlandırmasının da Britanya adasına Fransızlar tarafından verilmesi ve bizim de bu nedenle Britanya adasını İngiltere olarak bilmemiz.
  • Kitap son dönemde türeyen bir çok tarihi safsatasına tokat niteliğinde cevaplar içeriyor. Son dönemde komplo teorisyeni edasıyla şüpheciliğin suyunu çıkartarak prim yapmaya çalışan ve Tarihin T sinden anlamayan yeni nesil yazarlar mevcut. İlber Ortaylı kitabında bu iddiaların sesini kesecek çok doyurucu yanıtlara yer vermiş. Eğer bunun anti demokratik bir yazarlık anlayışı olduğunu düşünüyorsanız size ilber hocanın çürüttüğü iddiayı atayım, siz düşünün. “Fatih Sultan Mehmet Hristiyan bir eşcinseldi ve gemileri karadan yürütmedi. Gemileri de Bizans kralından satın aldı” gibi akla mantığa uymayacak fikirler vs.

Kitabın Negatif Yanları

  • Eser için günümüz siyasetine dönük olarak Apolitik diyebildik fakat kesinlikle tarafsız tarihçilik kisvesiyle değerlendirilemez. Bu açıkça güneşi balçıkla sıvamak gibi vicdansızca bir sav olurdu. Bu kitapta açık ve net olarak Türk yanlısı (Hatta ve hatta Türklerin içinden de Kıpçak boyu yanlısı) tarih anlatıcılığı hakimdir. Zaten kitaptan verdiğim demeçler ve bunlara eklediğim anektodları okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaktır.
  • Hakim bir olay örgüsüyle yine aynı biçimde ve gereksiz bilgilere yer verilmeden daha güzel bir anlatım mümkün olabilirdi. Yazarın kendine (hatta belki de öğrencilerinin sorduğu sorular – ki kitapta bazı sorular “Hocam!” hitabıyla başlıyor-) sorduğu sorular bir çok noktada gereksizce sündürülmüş bir mesele oluyor. Kitabın ismi bu konseptte Türklerin Tarihi değil de “Türklerin Tarihi Üzerine Öğrencileriminin Soruları ve Yorumlarım” olsa idi daha uygun olurmuş. Ayrıca yazarın Timaş’tan çıkan kitapları kendisiyle yapılan sohbetlerin ve konuşmalarının transkripsiyon yani yazıya dökülmesinden ibaret. Bir anlatı emeği yok gibi gözüküyor.
  • Bazı önemsiz sorular (Hatta çoğu zaman okuyucunun bile merak etmeyeceği sorular) bazen çok detayla ve sayfalarca bezdirene kadar açıklanmış. Burada İlber Ortaylı’nın lise eğitiminden tutun da ilkokul numarasına kadar saçma sapan ve ilgilenmeyeceğiniz bir sürü detay zihninize dolabiliyor.
  • “Ben bu olayan bahsetmezsem okur bunu başka bir yerden duyabilir. O zaman kaynaklarımızda itimadı da azalabilir.” mentalitesi ile okuyucuyu sarsabilecek derinlikteki bazı tarihi kara lekelere yer verilmiş. Fakat aynı zamanda yazar bu hataların faillerini gereksizce aklama çabasına girmiş gibi gözüküyor. Sözleri eğip bükerek okuru manipüle etmenin tarafsız tarih anlayışını budamak dışında bir anlamı olduğunu düşünmüyorum.

Daha Fazla Kişiye Ulaşması İçin Bu İçeriği Paylaşabilirsiniz :

“İlber Ortaylı’dan Bir Kitabın İncelemesi :Türklerin Tarihi – 2” üzerine 2 yorum

  1. Great post. I was checking constantly this blog and I am impressed!
    Very useful info specially the last phase 🙂 I take care of such information much.
    I was looking for this certain information for a long time.

    Thanks and best of luck.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir