Ben

İçimden Gelenler – 1

Bu Yaza Girerken

İçimde anlamsızca ruhsal çöküntü hissi vardı. Bana tüm yıl boyunca sanki yapmam gereken bir şeyleri yapmıyor, yanlış yaşıyormuşum gibi hissettiriyordu. Sanki bir trenmişim de rayımdan çıkmışım, yanlış yollara sapmışım gibi.

Ne yaparsam yapayım tüm yıl bu hissi aşamadım. Rayımdan çıkma korkusuyla bir şey yapmaya da yeltenmedim. Zaten o zamanki görüşüme göre de elim kolum bağlıydı. Gidişatı değiştirmek için teşebbüs edecek gücümün olduğunu düşünmüyordum.

Ailemin yanında -Erzincan’da- geçirdiğim süre boyunca neredeyse hiçbir şey yapmadım. Yazın ortasında yaklaşık 45 günüm yemek ye, spor yap, etrafta boş boş dolan ve uyu döngüsünde geçti. Kulağa kötü geçen asosyal bir yaz gibi geliyor değil mi ?

Değil.

Benim buna ihtiyacım varmış. Sürekli bir iş, proje peşinde hırsla koşup yorulduğumdan durup soluklanmaya ve anı yaşamaya ihtiyacım varmış. Böylece yazın 45 gününü sadece hiçbir şey yapmayarak kendimi rehabilite etmeye harcadım.Sıradan bir tatil değildi.

Bahsettiğim bu hiçbir şey yapmama tatili; denize gitmek, kampa çıkmak ya da arkadaşlarınla yurt dışı seyahati yapmak gibi şeylerden çok daha farklı bir deneyimdi. Çünkü istem dışı da olsa bu tarz tatillerde tatmin olma amacı güdüyorsunuz. Örneğin yurt dışı seyahati yapıyorsanız, paranızı idare etmek ve daha fazla yer gezip görmeye çalışmak aslında sizin için gizli bir stres kaynağıdır. Bir amacınız vardır (Şu kadar ülke ve şehir gezeceğim, şu kadar bronzlaşacağım vs.) ve o çıtanın üzerine çıkamazsanız tatilinizin tatmin edici olmadığını düşünürsünüz.

Zaten bedeninizin de zorlu yolculuklardan geçip yıprandığı gezi tatilini bir de tatminsizlik duygusuyla taçlandırdığınızda, tatile çıkmadan öncekinden daha yorgun bir halde gündelik hayatınıza dönersiniz.

Bu konsepti çeşitli örneklerle pekiştirebiliriz. Ama sanırım ana fikiri zaten anladınız değil mi ?

Bu meditasyon kıvamında geçen 45 gün, içimde bir çeşit rönesans çağının doğmasına yol açtı. Anladım ki aslında üstünden gitmem gereken döşeli raylar hiçbir zaman var olmamıştı. Her şeyin sürekli değişim halinde olduğunu, hiçbir şeyin sabit kalamayacağını  ve her şeyin mümkün olabileceğini ancak şimdi anlamıştım.

Mevcut pozisyonunu korumanın, inandığın tabulara göre kendine sınır çizmenin, bir kalıba sahip olmanın hiçbir anlamı yoktu. Hiçbir şey için kasıntı olmanın, kendinizi frenlemenin ve rol yapmanın da hiçbir anlamı yoktu. Artık sadece her şeyin iyi olacağına inanıp ve kalbimin sesini dinlemeye karar vermiştim.

Kimsin Sen ?

Bir kuş en çok uçtuğunda mutlu olacaktır. Çünkü kuş uçmak için yaratılmıştır. Tüm bedeni buna göre tasarlanmış ve ruhu da özgürlük arzusuyla doldurulmuştur.

Balık ise yüzmek için yaratılmıştır. Kuşun aksine, gökyüzü onun için boğucu bir enginliğe sahiptir.

Bana göre  insanın mutluluğu da işte bunu fark etmekten geçer. Kim olduğunu öğrenmek, kendine itiraf etmek ve hayatını buna göre yaşamak. Bir nevi ben buyum demek.

Kendim için konuşmam gerekirse çocukluktan beri sürekli bilim projeleri ve programlama ile uğraştığım için farkında bile olmadan hızlı öğrenme, analitik düşünme ve kriz yönetimi gibi becerileri elde etmiştim. Bunlara bir de endüstriyel bilgi birikimi eklendiğinde tek başıma ürün ortaya koyabilecek kadar pişmiş olduğumu düşündüm ve sürekli bir şeyler üretmeyi denedim.

Ne yazık ki bu becerilerime rağmen üniversite ikinci sınıf boyunca üretmeyi denediğim her şey daha önce yapılmış fikirlerin replikasından ibaretti. Bu yüzden en iyisini de üretsem elbette artık işe yaramayacaktı. Ama ben durumu kabullenmemiştim. Tüm hayatımı ve eforumu bu işlere harcıyor, dersleri boşverip yapılmış şeylerin farklı varyasyonlarını üretmeye çalışarak başarılı olunabileceğini zannediyordum. Hep denedim, hep yenildim.

Karda başkasının izinden yürüyen, iz bırakamaz

-Joan Brannon

Sonunda öz güvenim kırıldı, motivasyonum tükendi. Yaşam amacımı kaybetmişim gibi hissediyordum. Ama hala sorunu anlamamış olacağım ki uzunca bir süre yanlış yere yatırım yaptığımı düşündüm. Bazı şeylere bu kadar kafa yormanın hatalı seçim olabileceğine inanmaya başladım. Sanki tüm paramı yanlış bahise yatırıp 5 parasız kalmışım gibi hissediyordum. Bu bir süre kendimi sorgulamama bile sebep oldu.

Ama şimdi, mutluluğum için başka bir yol olduğunu düşünmüyorum. Kuş uçar, balık yüzerse ben de elektronik- makina zımbırtıları üretirim. Hep bunun için doğduğuma inandım.

Kalbinin Sesini Dinlemek

İnsan yalnızlığa uygun yaratılmamıştır. Kimsesiz ve tek başına olma korkusu, günümüz modern dünyasının kanunlarını meydana getirmiştir. İnsanlar, çevrelerinde sürekli birilerinin olmasına, sürekli kontrol altında tutulmalarına ve sahiplenilmeye ihtiyaç duyarlar. Keza evliliklerin ve sosyal ilişkilerin büyük bir bölümü de bu korku üzerine inşa edilmiştir.

Yalnızlıktan kaçış bireyi mutlu kılar, kendini kandırmasına ve varoluşsal problemleri göz ardı etmesine yardımcı olur. Ama getirdikleri ile birlikte götürdükleri de vardır.

Eğer hiç yalnız kalmazsanız, kendiniz ile baş başa kalamazsınız. Kendiniz ile baş başa kalmazsanız, içinizdeki gerçek kişiliğinizi fark edemezsiniz.

Çünkü çevrenizdekilerin sesi, sizin kendinizi dinlemenize ve duvarların arkasındaki orijinal benliğinize ulaşmanıza engel olur. Böylece orijinal siz baskılanırken, ruhunuz da çevrenizdeki insanların kopyasından ibaret oluverir.

İnsan, en çok vakit geçirdiğin 5 kişinin ortalamasıdır.

-Jim Rohn

Yalnızlık, tanım olarak kişinin kendisiyle baş başa kalması demektir. Oysa insan o zamana kadar kendisi ile hiç  baş başa kalmamışsa bunu yapmaktan korkar. Çünkü gerçek kimliği kendisi için uçsuz bucaksız bir belirsizliktir. Bu nedenle de yalnızlık korkutucudur ve insanlar zorunda kalmadıkça bununla yüzleşmek istemezler.

Yalnızlığa direnmek ise benliğinizi benzersiz ve ruhunuzu özgür kılacak fakat çok  zor kazanılan, büyük bir erdemdir.

İlk önce Kendinizi diğer insanlardan soyutlarsınız. İlk başta kolay gelir ama zamanla odadaki saatin sesi de rahatsız etmeye başlar. Saatin pilini çıkartıp tekrar düşüncelere dalarsınız ancak bu sefer de kalp atışlarınızı duymaya başlarsınız. İşte; ıssız bir odada uzun süre zaman geçirmiş birinin kendi kalp atışlarını duyduğu an, insanın kendini keşfetmeye yelken açtığı yalnızlık eşiği anıdır.

Bu eşik noktasında kimi insan daha da ileri gitmeye cesaret edemez, hemen kendini odadan dışarı atar. Kimi insan ise akli dengesini kaybetmeye başlar. Ancak bu eşiğe kadar dayanmış ve fazlasına da dayanabilecek güçte olanlar, gerçekten ruhani bağımsızlığını elde etmeyi haketmiş demektir.

Beceremeyeceğimi düşünmeme rağmen garip bir şekilde bunu başardım. Zaten başarılı olmak ve başkalarının günümünden çıkmak – orijinal olmak- için bundan başka bir çarem de yoktu.

Keza bu bloğu oluşturmuşsam, eski Ümit’den farklı olarak içimden gelenleri yazabiliyorsam bu da  sözlerimin bir kanıtı değil midir ?

Tanımını bir türlü koyamadığım içimdeki iki yıllık fetret döneminin ardından kendimi bulmamla birlikte artık ne  yapmam gerektiğini çok iyi biliyordum . Gerçekte kim olduğumu nihayet öğrenmiş ve kendime itiraf etmeyi de başarmıştım

Her şeyin iyi olacağına inanacak, gözümü kapatacak ve kendi yolumda arkama bakmadan ilerleyecektim. Ne olursa olsun yolumdan dönmeyecek ve kalbimin sesini dinlemekten vazgeçmeyecektim.

Teşebbüs :

Bu kompleks savaşın ardından artık her şey rayına oturmuş gibi hissediyordum.

Yazın geri kalanını değerlendirmek için bir şeyler yapmam gerektiğine kanaat getirdim. İlk olarak blog yazma kararı aldım ve güzel bir proje geliştirme macerasıyla da Blogging dünyasına adımımı attım. Ayrıca elim değmişken bir kaç basit proje daha geliştirdim (tamamen can sıkıntısından yaptığım öylesine projelerdi)

Ardından bir yerlerde staj yapmak ve kurumsal işletmelerde çalışma tecrübesi edinmek istedim. Bu kapsamda da İş Bankası’nın yazılım departmanından şirkete dönüştürülen SoftTech’e staj başvurusunda bulundum ve kabul edildim. 20 günlük tatil gibi geçen güzel bir stajın ardından okula döndüm.

Artık her şeyin daha kararlı olduğuna inanıyorum. Belki de çocukluğumdan beri hayalini kurduğum bazı şeylerin nihayet zamanı gelmiştir ?

Daha Fazla Kişiye Ulaşması İçin Bu İçeriği Paylaşabilirsiniz :

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir