İzmir-İstanbul’un 66’da birine Ay’a Gitmek (ISRO Chandrayaan)

Merhaba okurlarım, bildiğiniz üzere uzun süredir bloğum pasif haldeydi. Bir kaç aydır süregelen aşırı meşguliyet durumu sebebiyle bir türlü bloğumla ilgilenme fırsatı bulamadım.

Bu süreçte neler yaptığımı da başka bir yazıyla anlatacağım tabii.

Şimdi konumuza giriş yapalım,

 

Nedir Bu Chandrayaan ?

Chandrayaan, Hindistan’ın yakın dönemdeki Ay görevlerine verdiği genel isim. Genel derken zaten şu ana kadar gerçekleştirdikleri iki misyon var.

İlk görev, 22 Ekim 2008’de Ay yüzeyini tarama amacıyla (iniş yapmadan, yalnızca yörüngede kalarak tarama yapmak üzere) Chandrayaan -1 uzay aracı fırlatıldı. (Kaynak : ISRO)

 

(Chandrayaan-1)

İnsansız olan bu araç fırlatıldığında, Rus uzay ajansı olan ROSCOSMOS ve Amerikan uzay ajansı olan NASA tarafından ay zaten defalarca ziyaret edilmişti.

Ancak Chandrayaan -1, hem hindistan için ilk olması hem de kendinden önceki tüm Ay görevlerinden bir farklılık barındırması sebebiyle dikkat çekiyordu.

Bunun sebebi; Ay’ın karanlık yüzeyini gözlemleyecek olan ilk ve tek uzay aracı olmasıydı ki -Ay’ın karanlık yüzeyi-, bilim dünyasının çıkmazlarından biriydi.

Binlerce ışık yılı ötedeki nebulaları, galaksileri gözlemleyebiliyorduk ancak burnumuzun dibindeki (!) Ay’ın karanlık yüzeyini gözlemlemede başarısız kalıyorduk.

Dolayısı ile aslında tüm dünyanın gözlemleri Chandrayaan-1′ in üzeri olmalıydı. Ki öyle de oldu. Chandrayaan-1 fırlatışı; 2008 yılı içerisindeki anlık en çok izleyiciye ulaşan canlı yayın olma rekorunu kırdı.

Peki, Chandrayaan Bize Ne Getirdi ?

Chandrayaan ‘ın gözlemleri, tüm bilim dünyasının gözlerini tekrar Ay’a dikmesine sebep oldu. Çünkü Chandrayaan -1, Ay’ın karanlık yüzeyinde su birikintileri tespit etmişti.

Ay’da su olduğu her zaman tahmin ediliyordu ancak Chandrayaan -1’e kadar net bir bulgu bulunamamıştı.

Bu durum bilim dünyası için önemliydi, zira Ay’ın dünyadan kopan bir parça olduğu bilim dünyasınca kabul ediliyor. Ki biz, suyun hayat anlamına geldiğini de biliyoruz.

 

(Chandrayaan-1 Misyonu)

Dolayısı ile Ay’daki su birikintisinin önemi, aslında o çok uzaklarda aradığımız uzaylıların en başından beri yanı başımızda yaşıyor olabilme ihtimalinden geliyor.

Uzaylı dediysem yeşil, üç gözlü ve dört kollu sevimli yaratıklar aklınıza gelmesin. Fotosentez yapan bir bakteri bile Dünya dışında yaşadığı ve neslini devam ettirebildiği sürece uzaylı yaşam formudur.

Elbette bilim insanları eğer bu su birikintilerinin birinde bir mikroorganizma tespit edilirse dünya kökenli olmasını bekliyor (Ay, Dünya’dan kopan bir parça olduğu için Kaynak : BBC )

Fakat tabii ki eğer bir canlı formu bulunursa ve bu form dünya kökenli bir yaşam formu değilse, bu insanlık için daha da büyük bir keşif olacaktır.

 

Peki Chandrayaan 2 ?

Chandrayaan 1, ilk operasyondu ve Hindistan asıl keşifi kimseye kaptırmamak için bir an önce Chandrayaan 2’nin çalışmalarına başladı.

Anlayacağınız üzere, Chandrayaan 2 , içinde yaşam formu bulundurma ihtimali olan bu sudan örnek alacak ve analiz edecek, hatta gerekirse güvenlice Dünya’ya getirecekti.

(Not : Bu görev, ben bu blog yazısını yayınladığım tarihte henüz yeni iniş gerçekleştirdi ve son durumu yazının en sonunda konuşacağız.)

Bu görev kapsamında ISRO (Hindistan Ulusal Uzay Ajansı) tarafından çok derin çalışmalar 10 yıldan uzun bir süre boyunca yürütüldü.

 

(ISRO’nun Operasyon Merkezi)

Bazı süreçleri ise ROSCOSMOS (Rus Ulusal Uzay Ajansı) ile beraber yürüttüler.

ISRO, Ay yüzeyinde hareket etmesi amacıyla geliştirilen -bir çeşit uzaktan kumandalı robot olan- Rover’ı geliştirecekti.

ROSCOSMOS ise Uzay gemisinden Ay yüzeyine yumuşakça Rover’ ı indirecek olan iniş modülünü geliştirecekti.

 

(ISRO’nun ürettim aşamasında fotoğraflanan Rover araç)

Fakat Ruslar projeyi doğru tarihte yetiştiremeyip bir kaç defa erteleme isteyince ISRO bu bahsedilen Vikram Modülü sistemini kendileri geliştirdiler.

Ve ilk fırlatma 22 Temmuz 2019’da gerçekleşti.

Şimdi Gelelim Asıl Konumuza

İşin komik tarafı, bu kadar büyük bir proje için Hindistan hükümeti ISRO’ya yalnızca 150 milyon $ bütçe ayırmıştı. (Kaynak: New York Times)

150 milyon $ a bir de şu açıdan bakalım;

Bu linkteki kaynağa göre ABD, yeni ay görevi için yaklaşık 30 milyar $ tahsis edecek.

Bu miktarı yazarsak 30.000.000.000 ABD Doları

ve hindistan ise                 150.000.000 ABD Doları‘na bu görevi gerçekleştirdi. (Kaynak: New York Times)

ABD’nin bu proje için gayet yerinde bir bütçe ayırdığını söylemek mümkün. Zira yüksek teknoloji araçlar ve çok sayıda bilim insanının giderleri göz önüne bulundurulduğunda her şey normal.

 

(ABD’nin meşhur Ay görevi esnasında çekilen ünlü fotoğraf. Ay’a ABD bayrağı dikilmesi dünya kamuoyunda uzun süre konuşulmuştu.)

Fakat ISRO, 10 yıllık bu projeyi yalnızca 150.000.000 $ ‘a sürdürmeyi başardı.

ABD’den tam 200 kat ucuza.

Şimdi farklı bir açıdan tekrar bakalım, benim bu yazıyı yazdığım tarihte Ankara-İstanbul arası otobüs bileti normalde 70 tl idi.

Fakat hindistan bu yolu 70 tl’nin tam 200’de 1’ine gitmeyi başarmış.

yani 35 Kuruşa…

Üstelik bu gidilen yolun  Ankara-İstanbul değil Dünya-Ay olduğunu hatırlatmaya gerek yok sanırım.

Peki  Nasıl ?

Aslında cevap basit, çok fazla çalışarak.  ISRO’nun başındaki DR.Sivan bunun yeterli olduğunu , bu noktaya ancak bu şekilde gelebildiklerini söylüyor.

Hindistan’ın yazılım ve teknolojide zaten ne kadar ileri olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Ancak bu teknoloji ve gelişmişlik düzeyini de yıllar boyu süren düzenli yatırımlara ve desteklere borçlular.

(Hindistan Başbakanı Modi, ISRO’nun başındaki mühendis olan Dr.Sivan’a sarılarak : Hindistan’ı gururlandırdın !)

Peki, Türkiye ne kadar bilime ve teknolojiye destek veriyor ?

Türkiyede tabii ki teknoloji, bilim ve yazılımdan ziyade; AVM’lere , apartmanlara, yollara ve köprülere yatırım yapılıyor.

Sanırım ülke olarak betondan çok hoşlanıyoruz, ben başka mantıklı bir açıklama düşünemiyorum.

Ama ben yine de sizlere beton sevgimizden bahsetmeden yazımı tamamlamak hoş olmaz dedim.

Peki, bu 150 milyon $ bütçe ile Türkiye neler yaptı ?

Yani Hindistan 150 milyon $ ile Ay’a giderken, siz aynı para ile neler yapmışsınız ?

  • 250 milyon $ ile Kocaeli Symbol AVM                                                                                       (İnanmayanlar ve inanmak istemeyenler için kaynak : Hürriyet Gazetesi(Dipnot: Bu bütçe, Chandrayaan-2 programından 100 milyon $ daha pahalı.)
  • 500 milyon $ ile Yalovaya Otel                                                                                                      (İnanmayanlar ve inanmak istemeyenler için Kaynak: Sabah Gazetesi)                                            (Dipnot: Bu bütçe, Chandrayaan-2 programının 3 katından daha pahalı.)
  • 3 milyar $ ile İstanbul’a 3.Köprü                                                                                                (İnanmayanlar ve inanmak istemeyenler için kaynak : T24) Dipnot : Haberde belirtilene göre bu köprü yalnızca uzay programından pahalı değil, emsali olan Boğaziçi Köprüsünden de 143 kat daha pahalı
  • 10 milyar $ ile İstanbul-İzmir otoyolu                                                                                  (İnanmayanlar ve inanmak istemeyenler için  kaynak : Sabah Gazetesi) (Dipnot : Bu yazının başlığı da bu maddeden geliyor.  10 milyar $, 150 milyon $’ın tam 66,6 katıdır.)
  •  35 milyar $ ile 3.Havalimanı                                                                                                         (İnanmayanlar ve inanmak istemeyenler için Kaynak: Yeniçağ Gazetesi) (Dipnot : Hindistanın kaç  katı olduğunu hesaplamayın bile, bu ; Nasa’nın Ay’a insan götürme bütçesi olan 30 milyar $‘dan bile 5 milyar $ daha fazla.)
Bonus :

Sanırım tek ilgimiz betona değil. 2018 yılında Futbolcu transferi için Türkiye tam 7 milyar dolar harcadı. Bu, Chandrayaan’ın bütçesinin 46 katıdır.

(İnanmayanlar ve inanmak istemeyenler için Kaynak: Türkiye Gazetesi)

Bu liste böylece uzar gider…

Biz de bu arada yeni kurduğumuz oyun şirketi olan Roar Entertainment ‘e 1 Türk Lirası değerinde destek dahi bulamamıştık devletimizden. Projenin tamamını zamanında ürettiğimiz yazılımların satışı ile oluşturduğumuz kendi bütçemiz ile finanse etmiştik.

Bu kadar para kim tarafından, kimlere yediriliyor anlamak zor. Ancak emin olduğum tek şey, bu kadar para yiyen birilerinin kanatsız bile Ay’a çıkabileceği.

Sonuç Olarak

Hindistan’ın Chandrayaan ‘ı nihayet Ay’a ulaştı.

Fakat ulaştıktan sonra bir takım sorunlar oldu ve vikram modülü  ile bağlantı kaybedildi (Rover’ı taşıyan iniş paketi sistemi). Benim yazıyı yazdığım tarihte modülle tekrar bağlantının kurulması gündemdeydi.

Gelişmeler oldukça buraya ekleyeceğim.

Yazımı tamamlarken söylemek istediğim sonucu ne olursa olsun Hintliler elbette başardılar. Çünkü bilime ve eğitime yıllarca önem verdiler. İngiliz sömürgesinin pençesinden yeni kurtulmalarına rağmen var güçleriyle ekonomik ve teknolojik bağımsızlıkları için ter döktüler. Ders kitaplarında yazılıma, astrofiziğe yer verdiler.

Bize gelince, bizde de ders kitaplarında başa gelenin ideolojisi öğretilir genellikle.

Kendinize iyi bakın, görüşmek üzere 🙂

 

Daha Fazla Kişiye Ulaşması İçin Bu İçeriği Paylaşabilirsiniz :

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir