Yazılarım

Almanlardan Ne Öğrenebiliriz ?

Şu aralar Mary Fulbrook‘ un değerli eserlerinden biri olan Almanya’nın Kısa Tarihi kitabını okumayı yeni bitirdim. Ortaçağdan günümüze dayanan bu halk biyografisinde, zaman geçse de Almanların bir çok yerde yenilgiyi kabullenme ve küllerinden doğmayı bir kültür haline getirdiğine şahit oldum. 1440’lı yıllardan günümüze kadar  Cermen halklarının yozlaşmadan aynı şeyi tekrar tekrar yaptığını tarih defalarca kaydetmiştir. 

En basitinden 1920 Almanyasına bir bakalım.

Almanya 28 Haziran 1919 da Versay Barış Antlaşmasını imzalayarak  1.Dünya savaşından yenik olarak ayrıldı. Biz tarih kitaplarında imzalamaktan kurtulduğumuz Sevr’i Türk halkının yok oluşu olarak görmüştük. Oysa Almanların imzalamaktan kaçamadığı Versay, tıpkı Sevr gibi bir faciaydı.

Bu antlaşmaya göre

  • Almanyanın asker sayısı itilaf devletlerince sınırlandırılacak
  • Almanya uçak üretemeyecek
  • Deniz altlarına el konulacak
  • Gemilerine el konulacak
  • Yıllık bütçesinin onlarca katı savaş tazminatı ödemek zorunda bırakılacak
  • Topraklarının önemli bir bölümünü kaybedecek
  • Ve itilaf devletlerinin çeşitli aşağılamalarına maruz kalacaktı.

Gelecekte Almanya’nın başına geçecek olan Adolf Hitler, O zamanlar Alman ordusunda bir er idi sadece. Ve o yıllara ait görüşlerini

1.Dünya savaşında Almanya için vurulup sakat kalan bir gazi, sokakta dileniyordu.

notuyla günlüğüne yazacaktı. İşte Almanya, Gazisini dilendirecek kadar aşağılanmış, tasmalanmış, aciz ve içler acısı bir haldeydi.

Daha da kötüsü; Almanların yok oluşu olarak görülen Versay’ den bir kaç on yıl sonra ülkenin başına ırkçılıkla kafayı bozmuş bir ruh hastası geçecek, önüne geleni zindanlara attıracak, milyonlarca insanı canlı canlı yakıp her türlü insanlık suçunu işleyecekti.

Ancak Almanya bu şartlar altında bile dünyanın en büyük ekonomik ve askeri gücü olmayı başaracaktı. Nüfusu kendinden kat kat fazla olan Sovyetleri yenmenin eşiğine gelecek, avrupa kıtasının çok büyük bir bölümünü işgal edecek ve belki de okyanus ötesinden Müttefik devletlere yardım gelmeseydi Birleşik Krallık’ın dahi ipini çekecek ve savaşı kazanacaktı. Kim bilir, belki de şu anda Avrasya’ nın büyük bir bölümünü Almanya oluşturacak, Dünya Alman ırkının üstünlüğünü kabullenmek zorunda kalacaktı.

Peki Almanlar nasıl bunu başardılar ?

Almanyada suçsuz on binlerce basın mensubu sırf NSDAP(Adolf Hitler’in kurucusu olduğu Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi)’ı desteklemediği için zindanlarda çürümeye mahkum edilirken, milyonlarca kadın ve çocuk sırf etnik kimliğinden dolayı canlı canlı yakılırken Almanya; sanayi, ekonomi ve mimari sanat alanlarında üst üste rekor kırıyordu.

Oysa biz ülkemizde yaşanan en ufak bir macera ya da hükümet tutarsızlığında “Bu ülkede yaşanmaz, buradan siktir olup gitmeliyim” diyebiliyoruz.

Almanya’da yahudi kökenli binlerce ileri düzey bilim adamı, ölüm tehdidiyle baş başa kaldığından can ve başla kaçmaya çalışırken Almanya; Zeplinler, UBOTLAR, Füzeler, Tanklar, Enigmalar ve diğer buluşlarıyla bilim ve teknolojiye öncülük ediyordu.


Dönemin dehşet verici Nazi teknolojisi silahlarından biri olan Mega Tank, Loren’den Paris’i vurabilen devasa bir namluya sahipti. (Renklendirilmiş Fotoğraf)

Oysa biz, telefonda gezinirken Instagramda (Eski hayvanat bahçesi müdürü tarafından yönetilen)  TUBITAK’ ın yine bir projeleri desteklemediği ve o projeyi yapan çocukların da gidip falanca ülkeden falanca ödülünü aldığını gördüğümüzde sinirlenip “Bu adamlar beyin göçü yapmasın da ne yapsın, her şey müstehak bize !” diyebiliyoruz.

Almanlar içinde bulunduğu aşağılayıcı duruma rağmen ayağa kalkmayı başardılar. Çünkü sürekli Versay yüzünden sızlanmanın, eski Almanya yöneticilerinin yaptığı hatalara lanet etmenin, mağdur edebiyatı yapıp kendine acımanın bir boka yaramadığını biliyorlardı. Yapılması gereken şey, sorunları ve sorumlulukları kabul edip bu bataklıktan çıkana kadar çabalamaktı.

1920 yılında kurtuluş savaşını veremeden kurbanlık koyun gibi kesime uğramış ama 20 yıl sonra süper güç olmuş Almanya’nın o zamanki teknolojisine, sanayisine ve toplumuna şu anda bile ulaşabilmiş değiliz.

Sürekli bir şeylerden yakınıyoruz ama düzeltmek için hiçbir şey yapmıyoruz. Sürekli tüm suçu başkasına atıyor ve böylece vicdanımızı rahatlatıyoruz. Suçu attığımız günah keçisi bazen hükümet oluyor, bazen eğitim sistemi, bazen vizyonsuz yatırımcılar bazen de köyün muhtarı. İşte günümüzdeki Türk milleti, bu yüzden yüz yılın güçsüz ve başarısız milletlerinden biridir.

Elbette yoğun çabalara rağmen Almanlar yine kaybetti. Bu defa bağımsızlıklarını kaybettiler, ikiye bölündüler ve toprakları sömürge olarak ele geçirildi. Ama önemli olan başarmak ya da kaybetmek değildi zaten. Denemek bir ümitti. Tüm zamanların en kötüsünü yaşamalarına rağmen şu anda Almanya’nın yine dünyanın dünyanın en büyük 3.ekonomisi olduğunu hatırlamakta fayda var.

Almanya’yı ikiye bölen Berlin Duvarı, 9 Kasım 1989’da yıkılmıştı

Üstelik almanya 1990’da resmen kuruldu (birleşti).Yani yine 20 yılda süper güç oldu…

Zafere Giden Yolda Çekilen Çile Kutsaldır

Bu yıl 27 Ağustos sabahına uyandığınızı hatırlayın, uyandığınızda tarih 27 Ağustos 2018 idi. Eğer Denizlili değilseniz ya da çevrenizde birileri bu günü Denizli’nin kurtuluş günü olarak kutlamıyorsa; Aaa, bu gün Denizli’nin kurtuluş günü demezsiniz.

Bunun ne önemi var ?

Aslında bu içimizde yatan algıda seçiciliğin yüzeysel bir örneği. Kurtuluş savaşı 30 Ağustosta elde edilen başarının ardından 9 eylülde ordunun bir anda izmire ışınlanıp düşmanları kovalamasıyla  ve onların da denize atlayıp yüzerek kaçmasıyla olan bir iş değildi. Biz de böyle olmadığını biliyoruz, ama yine de aklımıza hep 30 Ağustos geliyor. Sanki bilinç altımız, …-26-27-28-29 Ağustos’u hafife alıyor ve sadece 30 Ağustos’a odaklanıyor.

Çünkü toplumumuzun tabuları gereği büyük resmi görmeye değil, sadece sonuçları görmeye eğitilmişiz. Hep 30 Ağustosu, 9 Eylül’ü hatırlıyoruz. Hep en büyükler, en önemliler göze çarpıyor. Bunu her zaman ve her yerde yapıyoruz. Göz alıcı bir başarıyı deli gibi arzuluyoruz, herkesten çok istiyoruz ama onun için acı çekmiyoruz, elimizi taşın altına koymuyoruz. Mücadeleden bile kaçınarak, direk zafere ışınlanmak istiyoruz.

Bozuk değerlere ve ahlaka sahip olan toplumumuz, en çok göz önünde olanı, en çok dikkat çekeni el üstünde tutuyor. Zafer yolunda çile çeken emekçileri hakir görüp saygı duymuyorken; herkes kolay yoldan para kazanmayı, köşeyi dönmeyi – hatta halkı dolandırmayı- övünç kaynağı sayıyor. Elon Musklarımız değil, Mehmet Aydınlarımız; Pardusumuz değil Çiftlik Bankımız değer görüyor.

Teknoloji üretmezsek, gelişmezsek, çalışmazsak nasıl zafer elde edebiliriz ?

İşte Almanların bizden farklı olarak yaptığı şey buydu. Onlar çalışmayı seviyordu. Adolf Hitler, esir kamplarının girişine bile -ünlü sözü olan- Arbeit Macht Frei (Çalışmak Özgürleştirir)yazmıştı.

Tüm dünya Alman halkını çalışkanlığıyla, üretkenliğiyle, mühendisliğiyle tanır olmuştu. Onlar zafere değil, zafer yoluna aşıktı. Zafer onlar için amaç değil, bir araçtı. Onların zafer yolu, devlette memur olmak değildi. Tam anlamıyla enkaz devralmak, üretmenin zorluğuna göğüs gererek iki taşı üst üste koymaya çalışmaktı.

Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.

-Mustafa Kemal Atatürk

 

 

Daha Fazla Kişiye Ulaşması İçin Bu İçeriği Paylaşabilirsiniz :

1 Comment

  1. Dogru yoldasin. Almanlar cok caliskan ve tehlikelidirler. Bizi hep kendi cukurlarina cektiler. Osmanli parcalanip ondan toprak kapma telasindaydilar. Alman vakiflarini Hablemitoglu yazdi. Tam hatirlamiyorum. Ara sira alman istihbarati bizi bizden iyi biliyor diyoruz. Almanlar osmnali topraklarina iskanda bulunmak istedilerinide var. Bizi kullanip birinci dunya savasinda yukunu hafifletmeye calistilar. Albert Einstein kendi kitabinda ikinci dunya savasindan sonra almanlara yardim etmek istemedigini yaziyor. Cunku ellerine imkan gecse yine ayni katliami yapalar. Yani Almanlar tehlikelidir. Angela Merkel babasinin hayrina Turkiye ye gelmiyor. Asalak gibi bizi somuyorlar. 1960 larda Almanya ya giden gocmenerle kotu muamale yaptilar. Kotu isleri verdiler. Turkiye vatandasina sahip cikmadi. Ataturk un sozu on numara. Bu millet Ataturk e ihanet etti. Sen yaz birileri okuyacak. Emegine saglik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir